11 Temmuz 2007 Çarşamba

Para Vermeden de Duduk Calinabilecek

Denizli'de Hasan Cetin adinda bagimsiz bir aday varmis. Akil almaz vaatler sunarak diger milletvekili adaylarinin vaatleriyle dalga gecmis, bayildim. Bakiniz en begendigim birkac tanesi soyle:

- 1 lt. mazot alana 1 YTL para verilecek.
- Basamakta durulacak, otomatik kapi carpmayacak.
- Yazlar ilik ve yagisli, kislar kurak olacak.
- Size sari laleler alacagim cicek pazarindan.

Daha bir suru var, rica ederim okuyun: vatan gazetesi, denizlili.net. Ahahah, hay allah.

8 Haziran 2007 Cuma

Debra

Madem Pitchfork'un Feist roportajini cevirdim, oyleyse neden bunu tum dunyaya duyurmuyorum ki, degil mi? Evet.

25 Mayıs 2007 Cuma

Cevrimici


Cevirmenlik kadar rahat meslek yok, onu anladim ben. Ne zamandir ceviri yapmiyordum, yeniden basladim, iyi oldu. İstedigim zaman yatiyorum, istedigim zaman kalkiyorum. Hic kimsenin keyfini beklemiyorum ya da gereksiz konusmalarini dinlemiyorum. İstersem gunde 3 saat, istersem 12 saat calisiyorum, yemek aralarini ben belirliyorum, super. İs arkadasim yok hic; ama olsun. Harika bir isim var.


(fotograf)

7 Mayıs 2007 Pazartesi

250 kontor

Social engineering hikayeleri hep eglencelidir; ama herkes teker teker muhtesem ve super-durust oldugu icin bu hikayeler cogunlukla bir arkadasin basina gelir, veya anlatilirken "ahah, ne denyoymus o da canim, buna kanilir mi" denerek martiniden bir yudum alınır. (Kemeralti kebapcisi tonlamasiyla) Buyrun, kandirilmaya doyamayan insanoglu icin, Jeff Atwood'dan phishing konusunda sik gercekler: Phishing: The Forever Hack.


(Fotograf)

1 Mayıs 2007 Salı

Imagine all the people -

Hic kimsenin bilmedigi bir yer olan Darfur'a iki gidim fayda saglamak icin cirpinan Instant Karma, pek sevdigimiz san'atcilarin yaptiklari Lennon coverlarini iceren 2 CD'lik bisey hazirlamis; Pitchfork'ta gordum ben de. 12 Haziran'da Warner Bros'tan cikacakmis. Bilinsin, yeri gelince satin alinsin.

26 Nisan 2007 Perşembe

Brown - Blue - Violet Sky

Mika beyefendi, sunu soylemek isterim ki; kivircik guzel saclarinizin yanisira nefes kesici de bir sesiniz var. Dinledigim sarkilariniz hakkinda da hemen iki laf edeyim; Relax, Take It Easy'yi begenmedim; ancak Grace Kelly ve Love Today'i delice sevdim; Lollipop, eh. Gecen gun yolda yururken "why don't you like me why don't you like me/ walk oUT THE DOOOORR!" diye haykirdim da, nargile icen amcalar gulumsedi; bana dogru yuruyen anketor vazgecip baskasina yoneldi. (Grace Kelly'yi dinlemeyeniniz varsa surada stream etmek vasitasiyle bunu yapabilir.)

Sevgili Mika'nin youtube'daki ve hype'taki yapitlarina birazdan bakarsiniz, simdi sirasiyla Grace Kelly ve Love Today'i izliycez, haydi bakalim.



16 Mart 2007 Cuma

Yine atti orothpu

- Soyunma odası konusmalari, 1 -

Simdi siz, bunu okuyanlar, bir kisminiz bilir; ufaktan bir basketbol kariyerim mevcut olup, sevgili universitemin fakulteler arasi ligiyle sinirlidir (1. lig yalniz.). Bugunlerde maclar oynanmaya basladigindan pek sevgili spor salonunda bolca vakit geciriyorum, ve haliyle spor dunyasindan harikulade enstantanelere tanik oluyorum. Kondisyonlarini gelistirmek amaciyla zavalli ogrencilerini kocaman tribunun o basindan bu basina kosturan, cift ayak 20 basamak merdiven cikartan hasta ruhlu antrenorler; yuzu sanki her an infilak edebilecek gibi kizarmis ama hala "103...104...huh...105...aci yok...106..." diye mekik ceken hirsli beden egitimi ogrencileri; antrenmana cikmadan once soyunma odasinda ayna karsisinda saclarina gelinbasi yapmaya calisirken saatler harcayan tuhaf "modern dans"cilar, hepsi cok eglenceli; ancak dun aksam antrenman sonrasi soyunma odasinda takim arkadaslarimdan birinden dinledigim bir sey beni cok eglendirdi, simdi onu anlatacagim - buyuk ihtimalle "ya boyle anlatinca komik olmuyo ama cok komik, valla bak".

Ustumuzu degistirirken konusuyoruz, ertesi gun de mac var, konu oraya ve mac yapacagimiz takima geliyor tabii. Sozkonusu takimda guard pozisyonunda bulunan, karpuzlama attigi halde harikulade bir ucluk istatistigiyle oynayan cirkin bir kiz var (gecen sene sirf bu kizin uclukleriyle yenmislerdi bizi). Bu kiz da birazdan bahsedecegim takim arkadasimla (takim arkadasima TA diyeyim, neden isim vermekten kactigimi bilmiyorum su an, yarin bi gun vazgecersem gercek ismini yazarim) tanisiyor; yani haftasonlari sanirim beraber Spil'e gitmiyorlar ama iste kampus icinde gorusuyorlar ediyorlar falan, neyse.

Bir gun TA ile bu ucluk atan kiz (kendisine UAK diyorum) 525'te karsilasirlar. 525 her zamanki gibi delice kalabaliktir. UAK biraz bagirarak konusur ve peltek bir kisidir. Okul arkadaslari gecen seneki maci kameraya almislardir, ve UAK bu kayitlari izleyisini TA'ya 525'teki herkesin rahatca duyabilecegi sekilde anlatmaya baslar:

"Simdi ben izliyorum kaydi, bakiyorum yine ucluk atmisim. (Araya girmeliyim, 's' harfini ingilizce 'death' kelimesindeki 'th'nin okunusu gibi hayal edin lutfen.) Sen de beni tutuyothun. Ben sutu attiktan sonra sen topu izliyothun boyle havada, sayi oluyo; ondan sonra sen donup 'yine atti orospu' diyothun..."

Eheh, o anda kahkahalara bogulmak guzeldi tabii; ama sonuc ne oldu, bugun macta biz bu kizi yine tutamadik, 8 sayi farkla maci kaybettik, yine atti orospu. Bu da boyle bir animdir evet.

(Fotograflar: 1, 2)