1 Ocak 2007 Pazartesi
findikli sutlu limonlu ananasli
Bir suru kisi hakkinda tartismanin uzamayacagini ve enerji harcanmayacagini bilmenin rahatligiyla yerli yersiz bir suru yorum yaptim, yaptik. Babam yanimdaki koltukta oturmus sarki soyluyordu, cok yuksek sesle soylemeye basladigi zamanlarda kalkip mutfaga gittim, su ictim. Sonradan gelen uc kisinin ikisine gicik oldum, en sonunda hepsine birden. Francois Hardy geldi aklima. Dikkatli davrandim, bir noktada kolayi tercih ettim. 24 gun once ayrildigim sevgilimi dusundum. Donuste arabada trafik polislerinden kacmak icin ara sokaklardan gittik. Yine de gecmek zorunda oldugumuz bir kavsak vardi, oradayken bir dukkanin mavi isiklarini gorup heyecanlandim (kimbilir kac milyar olmustur alkollu araba kullanmanin cezasi?). Butun aksam tek bir kat merdiven ciktim sadece. İki kez cikmam gerekti; ama bu yine de bir kat ciktigim gercegini degistirmez. Otopark kapisinin kilidi asla isinmiyor, kilitler asla isinmadigindan olabilir bu. "Çocuklaar, metaller mi isiyi daha iyi iletir ametaller miiii?" "Metallerocaaaam!" Butlu yillar. (burnum tikali)
29 Aralık 2006 Cuma
Kucuk Kiyamet
- zerre spoiler icermez -Siteyi cok sevdim; filmi hic begenmedim; Binnur Kaya ve Basak Koklukaya'yi hala delice seviyorum; Cansel Elcin gercekten yakisikliymis, denebilir ilk once. Onun disinda; muzikler yol sahneleri disinda dikkat cekici degildi, oralarda da, eh iste. İlker Aksum biraz da rolu itibariyle sahane gorundu gozume. İslenen konu alisildik degildi; ancak yine de gerilecek, koltuga sabitlenecek bir sahne de yoktu.
-- spoiler --
Alp: (villanın arkasındaki üstünde mezarlık bulunan tepeye bakarak) Ben mezarlığa gidicem yarın. Orda fotoğrafımı çekip MSN'e avatar diye koycam. Kızlar hasta olucak.
-- spoiler --
26 Aralık 2006 Salı
Cyllit Bang
- sacmasapan ve hic kimseyi ilgilendirmeyen ruyalar serisi, 1 -
Birisi bana acik mavi bir kutu uzatiyor. "Nedir bu?" diyorum, "Kutu oldu artık bak" seklinde cevapliyor. (Bu kisinin kim oldugunu hatirlayamiyorum.) Bakiyorum, MSN messenger. Kutu haline gelmis hakikaten. cebine koyuyorsun falan. "Oturum acayim bari" diye dusunuyorum. Encarta disinda hic kimse online degil. Parmaklarim reklamlara degmesin diye dikkatli tutuyorum messenger'i.
Encarta'yi tikliyorum (veya parmagimla tiptipliyorum da denebilir), kutunun ustu konusma penceresiyle kaplaniyor: "Welcome back, Sasha!" Hosbulduk canim, ancak havamda degilim. Kapatiyorum pencereyi.
En alttaki Web'de Ara kutucugunun olmasi gereken yerde 3 tane buton var, gercek dugme. Silikon gibi biseyden yapilmis, metalik gri butonlarin altinda tukenmez kalemle sirasiyla dolar, euro ve japonca bisey yaziyor. kutunun on tarafina bakiyorum, butonlarin hizasinda jeton atma yerleri gibi bosluklar var. Haa, butona basacagiz, bize para mi verecek? Tamam, deneyelim.
Euro butonuna basiyorum once, sikir sikir bozuk paralar dokuluyor o bosluktan. "Aehehe" diyerek dolar'a basiyorum, ordan da bir suru dokuluyor; ama bi kismi bakir para ve ustunde Cyllit Bang! yaziyor. Bunlari Kosla'ya bandiricaz, tamam. Altinda Japonca biseyler yazan butona basiyorum, ama calismiyor sanirim o; cunku hicbir sey dokulmuyor.
"Hemen bu paralari harcamayi denemeliyim, eger oluyosa oohh, altin yumurtlayan messenger" diye dusunerek bakkala gitmek uzere evden cikiyorum. (Meseleyi anlamayabilir endisesiyle eve yakin olan ama yavas hizmet veren bakkala degil, cadde ustundeki pratik ve hazircevap olana gidiyorum.)
Gulumseyerek "Bonjour" deyip ocaman buzdolabinin ustunden uzatiyorum butun bozukluklari (bakirlari ayirmistim), "bi winston box". Elindekiler normal yeni turk lirasiymis gibi tezgahin ustunde hizli hizli sayiyor, "iki ikiyuz yapti, 1 lira daha rica edeyim" diyor. Gitti paralar. 1 lira uzatip sigarayi aliyorum. Dukkandan cikinca durakta yolculari almakta olan 554'u gorup "oley kacirmadim" diyerek biniyorum. Huzurluyum.
Birisi bana acik mavi bir kutu uzatiyor. "Nedir bu?" diyorum, "Kutu oldu artık bak" seklinde cevapliyor. (Bu kisinin kim oldugunu hatirlayamiyorum.) Bakiyorum, MSN messenger. Kutu haline gelmis hakikaten. cebine koyuyorsun falan. "Oturum acayim bari" diye dusunuyorum. Encarta disinda hic kimse online degil. Parmaklarim reklamlara degmesin diye dikkatli tutuyorum messenger'i.
Encarta'yi tikliyorum (veya parmagimla tiptipliyorum da denebilir), kutunun ustu konusma penceresiyle kaplaniyor: "Welcome back, Sasha!" Hosbulduk canim, ancak havamda degilim. Kapatiyorum pencereyi.
En alttaki Web'de Ara kutucugunun olmasi gereken yerde 3 tane buton var, gercek dugme. Silikon gibi biseyden yapilmis, metalik gri butonlarin altinda tukenmez kalemle sirasiyla dolar, euro ve japonca bisey yaziyor. kutunun on tarafina bakiyorum, butonlarin hizasinda jeton atma yerleri gibi bosluklar var. Haa, butona basacagiz, bize para mi verecek? Tamam, deneyelim.
Euro butonuna basiyorum once, sikir sikir bozuk paralar dokuluyor o bosluktan. "Aehehe" diyerek dolar'a basiyorum, ordan da bir suru dokuluyor; ama bi kismi bakir para ve ustunde Cyllit Bang! yaziyor. Bunlari Kosla'ya bandiricaz, tamam. Altinda Japonca biseyler yazan butona basiyorum, ama calismiyor sanirim o; cunku hicbir sey dokulmuyor.
"Hemen bu paralari harcamayi denemeliyim, eger oluyosa oohh, altin yumurtlayan messenger" diye dusunerek bakkala gitmek uzere evden cikiyorum. (Meseleyi anlamayabilir endisesiyle eve yakin olan ama yavas hizmet veren bakkala degil, cadde ustundeki pratik ve hazircevap olana gidiyorum.)
Gulumseyerek "Bonjour" deyip ocaman buzdolabinin ustunden uzatiyorum butun bozukluklari (bakirlari ayirmistim), "bi winston box". Elindekiler normal yeni turk lirasiymis gibi tezgahin ustunde hizli hizli sayiyor, "iki ikiyuz yapti, 1 lira daha rica edeyim" diyor. Gitti paralar. 1 lira uzatip sigarayi aliyorum. Dukkandan cikinca durakta yolculari almakta olan 554'u gorup "oley kacirmadim" diyerek biniyorum. Huzurluyum.
21 Aralık 2006 Perşembe
4 Aralık 2006 Pazartesi
Cim Cim Cim Cim, Hasat Hasat!
26 Kasım 2006 Pazar
Ouija Board, Would You Help Me?
Ruh cagirma tahtalarinin tasarimi bir kez olsun aklimdan gecmemisti simdiye kadar. Google grafiklerinden sooyle bir bakayim dedim; bu usttekiler gibi klasik olanlarin arasinda, su iskeletli pek bi hosuma gitti. Sozkonusu aktivite hic ilgimi cekmese de, bunlardan sahane dekor olacagina karar verdim (- Ay inanmiyoram korkmuyo musun bunlarin arasinda, benim ruyama girer vallaa!). Hatta yarin bi gun fazla bos vakitten yere yigilacak konuma gelirsem oturur kendim de tasarlarim lan. Kipling, meraba abi.
2 Kasım 2006 Perşembe
Cheaters
Yine gereksiz bir konuyla burdayim sevgili kozmikler.

Last fm'de eksisozluk grubunun sayfasindaki artikellerden bir tanesi beni bir baska sahane grubun sayfasina goturdu: cheaters. Ne kadar hos yahu, adam acikca "evet abi, hoslandigim kizla neighbour olmak icin gece winamp'i acik birakip yatiyorum" diyor ve kendini gruba ekliyor. Eheh, grup sayfasinda cok sevdigim bir goruntu de müzik asigi sinirli bir subscriber'in sahtekarlara duydugu nefreti dile getirmesi uzerine aldigi sik yanit ve onun ardindan gelen beyhude tartismalar oldu. Hahahah.

Last fm'de eksisozluk grubunun sayfasindaki artikellerden bir tanesi beni bir baska sahane grubun sayfasina goturdu: cheaters. Ne kadar hos yahu, adam acikca "evet abi, hoslandigim kizla neighbour olmak icin gece winamp'i acik birakip yatiyorum" diyor ve kendini gruba ekliyor. Eheh, grup sayfasinda cok sevdigim bir goruntu de müzik asigi sinirli bir subscriber'in sahtekarlara duydugu nefreti dile getirmesi uzerine aldigi sik yanit ve onun ardindan gelen beyhude tartismalar oldu. Hahahah.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
